Advert
Advert
SON DAKİKA
Advert

BU KIŞ GÜZEL GEÇECEK…

Son Güncelleme :

03 Kasım 2022 - 4:09

reklam
BU KIŞ GÜZEL GEÇECEK…
reklam

BU KIŞ GÜZEL GEÇECEK… (E.D.)

”Karakolda ayna var
Kız kolunda damga var
Gözlerinden bellidir Cevriye’m
Sende kara sevda var (1)”

Vesikalı Yarim, 1968 yapımı siyah-beyaz bir Lütfi Akad filmi. Hüzünlü bir aşk hikâyesini anlatan film, özgün diliyle, Türk sinemasının klasiklerinden. Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam kitabındaki bir hikayeden (Menekşeli Vadi) uyarlanmış.

Filmde;

Halil kendi halinde yaşayan ve hayatını manavlıkla kazanan bir kişi. Arkadaşlarının ısrarıyla gittiği bir pavyonda Sabiha ile tanışır, ona aşık olur ve birlikte yaşamaya başlarlar.  Ancak Sabiha Halil’in yaşamı hakkında bazı gerçekleri öğrenecektir…

Vesikalı Yarim bana hep Moulin Rouge’u hatırlatıyor…

Üzerindeki kırmızı yel değirmeni ile ünlü ve  sembolleşmiş bu yer şovları ve ünlü kan-kan dansını görmek için gelenleri ağırlıyor. Binanın dizaynı etkileyici. Burası adeta yaşayan bir müze gibi…

”Denizlerin kumuyum
Balıkların puluyum
Kıyma bana Cevriye’m
Ben de Allah kuluyum (2)”

Yaz bitti, Şimdi sonbahar, sonra kış ve yine bahar.

Kurban rolünü dayatıyoruz kendimize. Yedi tepeli şehirden bıkmış gibi hüzünlenir mi insan. Herkesin herkesle bir alacağı vereceği var. Yürekten kaçan üzgün aşklar. onarmalar… Belki en çok kızdığımız şeyler aslında en acıyan yerlerimize dokunanlar.

Zincirlenmiş mahkumlar gibi hissediyoruz bazen. Lezzetli kadınlar gördük tatsız tuzsuz erkeklere rastlamış.

Şarkılı insan yok. Haritasız kadınlar az.  Her şey o kadar o kadar ki…

Özeleştiri kraliçesi olsak ne. Neyi değiştiriyor. Söylüyorsun kendi kilisende kendi günahını çıkartıp istavrozunu yapıyorsun iş bitti, nötrlendik. Herkes sağ salim. Başta sen. Fakat diğerleri ne oluyor o zaman. Geriye kalan enkazı kaldırmak yine bize düşüyor.

Farklı fraksiyonlar mezarı gibiyiz. İkinci şahıslardan yorgun düşmüş.  Arızalar gece çıkıyor hep. Tüm gemileri yakıp gidebiliriz. Gidişe tek bilet alsak gitsek, kalsak… Kafamıza çengellenen her sorunun cevabı aslında bizde.

Film biter herkes gitmeye koyulur sen bütün isimleri seyredersin son müzikle ta ki perde kapanana dek.

Hava durumu ve haberler takıntılı bir aileniz oldu mu hiç. Takıntıların sağlamasını yapacak değilim. Anatomik hiçbir düzleme oturmayan aşklarınız peki. Aşkın ömrü ne kadar,  sevdalar eskir mi.

İdeolojik tekme yemiş gibiyiz bazen. Hayatın protezi bize kalan yalnızlıklar mı. İyi hafıza kişiye ceza. Her hatırladığında tekrar tekrar terk eder hatırlanan terk edileni.

Yağmur yağıyor, gece yarısı. Güneşi bağlamışlar, bulutları ağlatmışlar, adına yağmur denmiş

Küçük sevinçler bulalım. Gülelim güldürelim işte…

”Köprü altı iskele
Gidiyorum askere
Üç gün değil üç ay değil Cevriye’m
Nasıl geçer üç sene (3)”

Aşk da niteliğini yitirdi her şeyin hızlıca tüketildiği günümüzde. Kolay ulaşılabilirlikten mi acaba…

Sürrealizmin kurucularından Fransız şair Luis Aragon’un Mutlu Aşk yoktur şiirini bilmeyen yoktur. Cemal Süreya çevirisi en güzeli, ne de olsa başka şair çevirisi.

”Acılara batmamış bir aşk söyle bana
yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle
bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama
inan ki senden artık değil yurt sevgisi de
bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına
mutlu aşk yok ki dünyada
ama şu aşk ikimizin öyle de olsa…”

Mutlu aşk var mı, belki de yok.

Bol bol aşık olalım. Aşksız olmaz…

 

 

*(2) (3) Zeki Duygulu 1907’de Beyrut’ta doğan klasik Türk müziği şarkıcısı, bestecisi ve söz yazarı besteci 1974’te İzmir’de yaşamını yitirmiştir. Zeki Duygulu, bine yakın eser besteledi.

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.