Advert
Advert
SON DAKİKA
Advert

YAZMAK

Son Güncelleme :

14 Aralık 2022 - 14:48

reklam
YAZMAK
reklam

YAZMAK

Yazmak insanoğlunun temel ifade biçimlerinden. Ne zamandır yazıyoruz? En az beş bin yıldır… Yazmaktan kim usanır?

Her dem yenileriz, bizden kim usanası (Yunus).

Yazıyoruz, çiziyoruz. Kütüphaneleri dolduruyoruz. Şimdi kâğıt medeniyetinin üstüne bir de dijital çağda sanal âlem ilave edildi. Bu âlem de âdeta uçsuz bucaksız. Zapturaptı güç, akışkan, değişken bir âlem…

Bizler yazılı kültürden geliyoruz, sonradan olma “sanal âlemci”yiz. Yazarak var oluyoruz, varlığımızı böylece beyan ediyoruz.

Şu içinde bulunduğumuz, yazmanın enikonu zorlaştığı zamanda, yine de yazmaya çalışıyoruz.

Ne yazıyoruz?

Neden yazıyoruz?

George Orwell 1946’da yazdığı ‘Why I Write’ (Neden Yazıyorum) başlıklı makalesinde yazma nedenlerinin önde yeraldığı, “Dünyayı belli bir yöne ittirme, toplumun geleceğini şekillendirmek için belli düşünceleri değiştirme arzusu” olarak görüyor.

Ben kendim için yazıyorum.

Güzellik için, sevgi için, zarafet için, birilerinin elini tutmak, dost olmak, yaralarını sarmak, aynı yolda yürümek için yazıyorum.

Ölen insanlığı, idealizmi diriltmek için yazıyorum.

Ekonominin kumar, siyasetin mafya oyunları olmadığını göstermek için yazıyorum.

Vasatlığın kötülüğünden kurtulmak, kötülüğün sıradanlaşmasını durdurmak, ince şeyleri görmek için yazıyorum.

Gerçeklik, doğruluk ilkesinden sapmadan, ömrüm boyunca savunduğum demokrasi, insan hakları ve özgürlük idealleri için yazıyorum.

Bir vatansever olarak yazmak dışında bir seçeneğim kalmadığı için yazıyorum.

Bu ülkenin gençleri çağdaş dünya seviyesinde okullarda eğitilebilsinler, beyinleri sanatsız ve hurafe ile değil bilimsel gerçeklerle doldurulsun, din bezirgânlarının elinde heba edilmesin, körpecik beyinlerine safsatalarla doldurulmasın, kansızların elinde istismara uğramasın, sadece ve sadece 6 yaşındayken elinde oyuncağıyla H.K.G kız çocuğunun 29 yaşındaki kocaman bir adamla evlendirilmesin, bu ülkeyi kuran Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının çizdiği yolda, gösterdiği hedefe bağlı yetişsin diye yazıyorum.

Bu ülkenin hiçbir yurttaşı ezilmesin, sömürülmesin, sınıf/din/mezhep/ırk/etnik köken temelinde ayrımcılığa uğramasın diye yazıyorum.

Bu ülkenin kadını daha fazla ezilmesin, eşit birey-eşit yurttaş olarak yaşayabilsin, çalışabilsin, ikinci sınıf bir yaratık muamelesi görmesin, itilip kakılmasın, yasalar önünde de eşit sayılsın, şiddete-cinayete ve aşağılanmaya maruz kalmasın diye yazıyorum.

Bu ülkenin anaları, kayıp evlatlarının akıbetini sorguladığı için, meydanlarda coplanmasın, gazlanmasın, ölen evlatlarının matemini tutarken bir de yuhalanmasın diye yazıyorum.

Bu ülkenin hukukçusu, hâkimi, savcısı vicdanının sesini dinlesin, kendini “emir kulu” hissetmesin, bu ülkenin avukatı “savunma hakkının kutsallığını” savunduğu için cezalandırılmaya çalışılmasın, hukuk her şeyden üstün olsun diye yazıyorum.

Bu ülkenin insanları, aynı çağdaş demokrasilerdeki gibi, eleştirebilme, sorgulayabilme, itiraz edebilme, örgütlenebilme, sesini yükseltebilme, protesto edebilme hakkına, özgürlüğüne sahip yaşasın, bu özgürlüklerini kullanınca devletin yumruğunu tepesinde hissetmesin diye yazıyorum.

Bu ülkenin akademisyenleri, akademinin kutsallığını savunabilsinler, sorgulasınlar ve sorgulamayı-itiraz edebilmeyi öğretsinler diye yazıyorum.

Yukarıda saydığım on milyonlarca insan için, sömürüye, güçlünün güçsüzü ezmeye, kör inançlara sığınarak aklın ışığını karartanlara karşı, baskıya karşı kullanmaya, sorgulamaya, “ışık olmaya” mecburiyeti var. Tam da bu yüzden, bu insanların hukukuna ve özgürlüğüne sahip çıkmak gibi de bir görevimiz var. Bu görev uğruna yazıyorum.

Peki, yazmasak olmaz mı?

Düşünmek yazmaya evrildiğinde harekete dönüşüyor. Hareket insan hayatının özüdür; insan yaptıklarıdır. İnsanın önce kendine itirazları, nefsine başkaldırması var. Bu hürriyete doğru bir hamle. Bunu başarabilenler, işte o isyan ahlâkı dairesine giriyor. Daha ötesi kendi benini aşıp sorumluluk hissiyle cemiyete, halka∕topluma çevrilmek, halk∕toplum için emek harcamak, bilginin halk∕toplum için iyi bir şey olduğu inancına sahip olmak. Bu yalnız görev anlayışının değil varlık sebeplerinin de icabıdır.

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın” diyor İlhami Çiçek. Bize bir kalbimiz olduğunu hatırlatıyor. Kalbimiz, Türkiye’ye tebessüm ediyor, uzaklardaki ülke hüznümüzü büyütüyor.

SONUÇ : Orwell’in belirtiği gibi, yazmak toplumun geleceğini şekillendirme yönünde ulaşabileceği bir vicdan, dokunabileceği bir duygu, değebileceği/dönüştürebileceği bir düşünce varsa belki bir işe yarar.

Yoksa neye yarar bir yazı?

Ben neye yararım?

Siz neye yararsınız?

Biz neye yararız?

https://ikinciyuzyil.com.tr

 

reklam

YORUM ALANI

Anonim 14 Aralık 2022 / 16:38 Yanıtla

Çok güzel bir metin. Teşekkür ediyor yeni yazılarını bekliyoruz…
Selâm ve sevgiler..

Yusuf Dersulu 14 Aralık 2022 / 17:55 Yanıtla

Emeğinize yüreğinize sağlık.

Selim Kırık 14 Aralık 2022 / 23:07 Yanıtla

İnsan beynine hitap etmek için yazıyorum.emegine sağlık

Anonim 15 Aralık 2022 / 13:39 Yanıtla

En sade ve anlamli bir sekilde ifade etmissiniz Tebrikler hocam.Sorgulayan,haksizligi hazmetmeyen,ozgur dusuncelerini rahatlikla ifade eden bilincli bir genclik,kultulu iyi egitimin farkindaligiyla yetisen bir toplum istiyoruz elbette .Yureginiz karanliklara isik tutsun hocam.Emsaluniz bol olsun.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.